NASIL KATILACAKSINIZ?

1 Hemen başvurunuzu yapın!
2 Eğitime katılın, başarılı olun!
3 Belgeniz adresinize gelsin.

Her tür soru, görüş ve önerileriniz için E-Destek talebinizi tarafımıza iletebilirsiniz. Teşekkürler!

MESAİ SAATLERİ;

Pts-Cu: 09:00 - 18:30
Cts: 09:00 - 16:00
Pazar günü sadece E-Destek!

Çocukta Bilişsel Gelişim

Yazar: Psikolog / Pazartesi, 01 Ağustos 2016 / Published in international, Makale

Zeka ve dil gelişimi arasındaki ayrım, bilişsel gelişim alanındaki araştırmacılar tarafından yapılmıştır ve bu ayrım klinik psikolojisi pratiği ile ilgili bulguların özetlenmesinde kullanılacaktır. Klinik psikolojisi pratiği ile ilgili olan zeka üzerindeki birçok araştırma üç gelenekle yürütülmüştür ve bulgular ayrı ayrı özetlenmiştir.

• Psikometrik zeka testi hareketi
• Piaget bilişsel gelişim geleneği
• Bilgi işlem yaklaşımı

Zekanın Psikometrik Çalışması

Zeka üzerine yapılan psikometrik çalışma Binet’in 20. Yüz yılın ilk onluk dilimi içerisinde çocukların yeteneklerinin değerlendirilmesindeki yöntemleri geliştirilmek üzere attı adımla başlamıştır ve böylece çocuklar uygun eğitim ağlarında yer alabilmiştir. (Murray, 1983) Sözelve Sözel olmayan yeteneklerin tam alan yüklendiğine inandığı görev ve bulmaca serisinikurdu ve farklı yaşlardaki çocuk örneklere (deneklere) verdi.5 yaşındaki mantığa sahip 10 yaşındaki birinin 5 yaşındaki mantığa sahip 5 yaşındaki birine göre farklı eğitimsel yerleşim gerektireceği için, William Stern daha sonra yeteneğin klinik açıdan daha kullanışlı bir indeks olduğunu fark etti. Geliştirdiği indeks aşağıdaki formül kullanılarak hesaplanmış zeka oranı veya IQ dır. Bu oran çocuklar için önemli iken, 18 yaş üstü yetişkinler için yaşlandıkça IQ’nun azaldığını gösterdi. Wechsler, oranlı IQ’yu sapmalı IQ ile değiştirerek bu problemi çözdü. Tek tipleşme munesinin ortalama sayısı olarak her yaş grubu için bir 100 IQ belirledi. Ortalamanın üstündeki bir standart sapma sayısı 115 IQ değeri olarak belirlendi, altındaki ise 85 olarak belirlendi. Ortalamadan ne kadar saptıklarına bakılarak diğer IQ değerleri aynı şekilde belirlendi. Okul öncesi yaştaki çocuklar için, Stanford-Binet Zeka Testi ve Wechsler zeka ölçekleri ile birlikte çocuklar ve yetişkinler dünyada en çok kullanılan zeka ölçütleri oldular ve son 80 yıl boyunca sayısız yeniden standartlaştırma ve revizyona maruz kalmışlardır. Rutin olarak onlar hala psikologlar tarafından spesifik ve genel öğrenme zorluklarını değerlendirmek ve yaklaşık bir asır önce Binet tarafından yapılan kararlara benzer olarak yerleştirme kararları vermek için klinik yönden uygulamada kullanılmışlardır. Psikometrik harekatı ve bu gelenek içinde gelişen testler, aşağıdaki sorulara hitaben birçok araştırma meydana çıkarmıştır:

• Zeka, tek bir nitelik olarak çok faydalı bir şekilde konseptleştirmiş mi yoksa çoklu bağımsız nitelikler veya ilişkin niteliklerin hiyerarşik bir şekilde organize edilmiş bir piramit midir?
• Zeka zaman aşımına uğrar mı?
• Zeka nüfus içinde nasıl dağıtılmıştır?
• Kalıtım ve çevrenin zekanın gelişimine ilişkin katkıları nelerdir?
• Çevresel değişimler çevreyi geliştirir mi?
• Zekanın, eğitsel beceri, mesleki uyum ve sosyal rekabet ile arasındaki ilişkiler nelerdir?

Faktör çözümlemeli çalışmalar, yeteneğin çoğu testinin olumlu bir şekilde ilintili olduğunu gösterir fakat bu ilintiler sadece orta düzeydedir. Böyle çalışmalar, birçok problem çözme görevlerindeki performansları etkileyen genel zekanın bir niteliği olduğunu açığa çıkarmaktadır. Yalnız, görevlerin belirli çeşitlerindeki performansı etkileyen bir dizi özel yetenek de mevcuttur. Birçok psikometrik teorisyeni genel zekanın ve özel yeteneklerin çok faydalı bir şekilde konseptleştirildiğini ve aynı zamanda hiyerarşik bir şekilde organize edildiğini tartışmaktadırlar. Yeteneklerin hiyerarşik modelleri, hiyerarşinin tepe noktasında olan geniş bir genel zeka faktörü ve alt basamağında olan bir dizi özel yeteneği gün yüzüne çıkarır (Vernon, 1950).

Örneğin Wechslerin zeka testleri, tam kapsamlı IQ hiyerarşinin tepesindeki genel zekanın bir göstergesi olarak sunan bir modele dayanmaktadır. Nöropsikolojik araştırmalar açık olarak göstermektedir ki, erkeklerde görsel-mekansal beceriler beynin sağ tarafındayken, sözel fonksiyonlar büyük ölçüde beynin sol tarafında olabilir. Dişilerde ise yanallaşma işlevi daha açık bir şekilde tanımlanabilir. Psikometri hareket ile ilgili ikinci soru zamanla zekanın durağanlığı ile ilgilidir. Kabaca, bir kişinin hayatında iki ayrı zamandan alınan zeka ölçüleri olumlu bir şekilde ilişkilendirilecektir. Ama, bu türün toplum çalışmaları, bağıntıların mükemmelden uzak olduğu ve muhtemelen zekayı değerlendirmede kullanılan etkinliklerden ve çeşitli çevresel faktörlerden etkilendiğini göstermektedir. Örneğin; Bornstein ve Sigman göstermiştirki, 6 ayın altındaki çocuklardaki yeni uyarıcı hakkındaki merak, 0.5 i okul girişindeki standart zeka testleri üzerinde ölçülendirilen IQ ile ilişkilidir. Merak, çocukların uyarıcıya olan ilgisini kaybettiği hızı not ederek değerlendirilmiştir ve yeni bir uyarıcıyla sunulduğunda yenilenmiş bir ilgi göstermektedir. Bu bulgular, Bayley ölçütleri gibi çocuk gelişiminin geleneksel psikometri ölçüleri daha sonraki IQ’ı tahmin etmediği için oldukça önemlidir. Maalesef, çocuk zekasını değerlendirmek için iyi standartlaştırılmış denetleme zamanı klinik pratikte kullanılmak için henüz geliştirilmemiştir.

Genel zekanın farklı yeteneklerin katkısındaki geçici değişiklikler hakkındaki ikinci bir örnek Cattell’in çalışmasından gelmektedir. O, kristalleşmiş zeka ve akışkan zekayı ayırmıştır. Akışkan zeka; dikkat, kısa erimli bellek ve muhakeme gibi deneyime bağlı olmayan bilişsel becerilerde yansıtılır ve bunlar erken yetişkin yaşamda zirveye ulaşırlar. Kristalleşmiş zeka; kelime dağarcığı, genel bilgiler ve deneysel değerlendirmede yansıtılır. Psikometri geleneği çerçevesinde yöneltilen üçüncü soru, zekanın toplumda dağıtılma şeklidir. Birçok çalışma zeka testinin yaklaşık normal bir(çan biçimli) dağılımını yansıttığını gösterir. Yani; çok az insan ya çok yüksek ya da çok az sayı elde eder ve çoğunluk ılımlı sayı elde eder. Klinik psikologlar hizmet planlamasında bu zeka dağılım bilgisini kullanabilir. Kalıtsal katkı ve zeka gelişiminde çevreye ilişkin dördüncü soru hakkında tartışmalar devam ederken, bulgunun daha dengeli değerlendirmeleri kalıtımın ve çevrenin kabaca eşit katkılar verdiği sonucuna varmaktadır. Bu nedenle, dezavantajlı çocuklar için çevresel zenginleştirme programları ve aileler tarafından verilen düşünsel dürtü seviyesinin sonraki okul performansı ve zekayı hem sosyal hem de mesleki adaptasyonu arttırmak için gösterilmiş olması şaşırtıcı değildir.

Zekanın geleneksel psikometri kavramları çoğunlukla özel, görsel-mekansal ve matematik becerisine yoğunlaşırken, Gardner zekanın daha geniş bir kavramının desteklendiğini savunmuştur. Çoklu zekaların olduğunu ileri sürmüştür bunlar altı tanedir: dil zekası, uzamsal zeka, mantıksal matematiksel zeka, müziksel zeka, bedensel kinestetik zeka ve kişisel zeka. Goleman, hayatta başarılı psikolojik adaptasyon için bunlardan kişisel ve duygusal zekanın önemlileri olduğunu oldukça ikna edici bir şekilde savunmuştur. Duygusal zeka, ilişkinin sürdürülmesi ve amaca yönelik problem çözmeye engel olmasınlar diye üzüntü verici duyguları düzenlemek için gerekli becerileri içerir. Duygusal zeka stres ve üzüntüyü tolere etme, tatminkarlığı erteleme, önemli kayba rağmen çaresizlikten kaçınma ve diğerleriyle empati kurma becerilerini içerir. Bu tür beceriler sosyal ve duygusal gelişim bölümünün altında geleneksel olarak yer almaktadır ve daha kapsamlı tartışmaları bu bölümün sonuna kadar saklanacaktır. Psikometri hareketin aksine, zamanla zeka stabilitesi ve zeka seviyelerindeki bireysel farklardaki ehemmiyeti ile, Piaget hareketi bilişsel gelişimin aşamaları yoluyla gelişirlerken bilişsel tarzlarında çocukların özellikleriyle ilgilenmiştir. Son zamanlardaki araştırmanın ışığında Piaget’in faydalı bir eleştirisel değerlendirmesi Vasta ve diğerlerinin gelişim psikolojisi kitabında bulunmaktadır. Bu geleneğin üyeleri ve Piaget tarafından yöneltilenbaşlıca sorular:

• Bilişsel gelişimin aşamaları nedir?
• Bu aşamaların her birinde anlaklı problem çözmeyi destekleyen niteliksel olarak farklı bilişsel yapılar var mıdır?
• Evreler arasındaki gelişme değişmez midir?
• Evreler arasındaki gelişme eğitim ile hızlandırılabilir mi?

İlk sorunun cevabında Piaget dört ana aşamaların varlığını varsaymıştır. Bunların ilkinde, doğumdan iki yaşına kadar uzayan duyu-motor, çocuğun problem çözmeye yaklaşımı ve bilgi edinimi deneme-yanılma öğrenmesi ve nesneleri beceriyle kullanmaya dayanmaktadır. Bu aşamanın asıl edinimleri sebep ve sonuç duyu-motor şemaları ve nesne kalıcılığı kavramının gelişmesidir. Yani; nesnelerin bizim onların üzerindeki algımızdan bağımsız olarak kalıcı bir varlığa sahip olduklarını idrak etmektir. Piaget’in teorisindeki gelişimin ikinci evresi işlemsellik öncesi dönemidir. Bu aşamada çocuk dış dünyanın içsel temsilinin oluşumundaki ana problem çözme araçları gibi duyu-motor şemalarının kullanımından uzaklaşır. Problemleri çözmek için dünyanın iç temsillerini kullanma becerisi okul öncesi yaştaki çocuklarda kolayca gözlemlenebilen birtakım önemli edinimlerin temelini oluşturur. Bunlar, gitgide karmaşık hale gelen dil kullanımı, hayali veya sembolik oyunla uğraşma, görünüş ve gerçeklik ayrımı yapma becerisi ve diğer insanların düşündüğü şeyleri çıkarsama becerisini içerir. Diğer insanların düşündüğü şeyleri çıkarsama becerisi zihin teorisi olarak adlandırılmıştır ve becerideki eksiklikler otizmli çocukları simgeler. Örneğin; işlemsellik öncesi çocuk ‘’hava kararıyor öyleyse gece olmalı’’ demek yerine ‘’ yorgunum öyleyse gece olmalı’’ diyecektir. İşlemsellik öncesi çocuğun problemleri çözme girişimi hatırlanandan ziyade algılanan işaretli bir derecede etkilenir. İşlemsellik öncesi dönemin esas sınırlamaları başka birinin görsel bakış açısını alma yetersizliği, bir hikayeyi tutarlı olarak (benmerkezci konuşma) yeniden anlatma güçlüğü, cansız nesnelerin düşünebildiği ve insanlar gibi hissedebildiği inancı(canlıcılık), ve bir seferde bir sorunun bir boyutundan daha fazlasına odaklanma yetersizliğidir. Örneğin; eğer sıvı küçük, geniş bir bardaktan uzun dar bir bardağa dökülürse, işlemsellik öncesi bir çocuk ikinci bardağın azaltılmış genişliğine başvurmadan, seviye daha yüksek olduğu için şuan daha fazla sıvı olduğunu söyleyebilir. Piaget nicelik korunumu gibi iki boyutu eş zamanlı olarak hesabakatmak için kapasiteden bahsetmiştir.

Nicelik korunumu 5-7 yaşlarından 12 yaşına kadar uzayan somut işlemsel dönemin esas edinimlerinden biridir. Somut edinim Piaget’nin gelişim aşamalarının üçüncüsüdür. Bu dönemde, çocuk nesneleri sınıflandırma becerisini geliştirir, nesneleri sıralı olarak dizer, kurala dayalı oyunlar ile meşgul olur, başka birinin coğrafi bakış açısını benimser ve toplama, çıkarma, bölme ve çarpmayı kullanarak sayıları beceriyle kullanır. Bu becerilersomut problemleri çözmek için( sezgiden ziyade) mantık kullanımını içerir. 12 yaşında çocuk soyut problemleri çözmek için mantığını kullanmaya başlar. Yani; çocuk neyin gerçek olabileceği konusunda varsayımlar üretebilir ve daha sonra bu varsayımları çözmek için planlar oluşturur. Bu, Piaget’nin dördüncü ve son gelişim aşaması olan biçimsel işlemsel dönemin esas özelliğidir. Bu dönem sırasında oluşan birçok başarı vardır. Ergen seyahat planladığında, hız ve mesafe gibi iki veya daha fazla mantıksal kategoriyi beceriyle kullanabilir. Zamanlar ilgili değişiklikler yansıtılabilir, böylece ergen ebeveynleriyle olan ilişkisinin 10 yaşlarında farklı olacağını tahmin edebilir. Eylemlerin mantıksal sonuçları tahmin edilebilir, böylece çalışmanın belirli yönleriyle ilgili kariyer seçenekleri öngörülebilir. Ergen, ebeveynlerin telkin ettiği şeyi pratik etmediklerinde oluşan şeyler gibi mantıksal tutarsızlıkları saptayabilir. Biçimsel işlemsel dönemin son edinimi göreceli düşünme kapasitesidir. Ergenler ailelerinin ve kendi davranışlarının durumsal faktörlerden etkilendiğini görebilirler.

Bu olağanüstü başarıların yanı sıra, resmi işlemsel dönemi niteleyen sınırlamalar vardır. Benmerkezci okul öncesi yaştaki çocuklar diğer insanların kendileri için farklı bir coğrafi yer kapladıklarını fark edemediklerinden dolayı başka bir kişinin bakış açısını alamazlar bu yüzden genç ergenler diğerlerinin farklı(kendileri için daha az mantıksal felsefik bir konum) kapladıklarını fark etmezler. Bu bilişsel ben merkezcilik, ergen çocuğun mantıksal çatışmalar ve çelişkileri zorunlu kılan kişilerarası sorunları çözme kapasitesi kötüleştirir. Riegel bu resmi işlemsel dönemin diyalektik düşünme olarak adlandırdığı bilişsel gelişimin her aşamasında olduğunu belirtmiştir. Mantıksal çıkarım, pratik ve etik değerlendirmelerdeki duyarlılık, çözülebilir dönemlerdeki bariz çözülemez problemlere yeniden boyut kazandırma becerisi ve belirsizliği tolere etme kapasitesi yetişkinliğin başlarında olan bu durumu tanımlar. Riegel’in çalışması, Piaget’in bilişsel gelişimin evreleri raporunun eksik olduğunu gösteren daha sonraki araştırması konusunda iyi bir örnektir. Piaget’in çalışması hakkında bir diğer önemli eleştiri evreler arasındaki sınırlarla ilgilidir. Piaget’in teorisinin birçok testleri, belirli basitleştirilmiş deneysel koşullar altında veya aşağıdaki belirli artan gelişimsel tecrübeler veya eğitim deneyler, belirli aşama altındaki çocukların Piaget’in teorisinin daha sonraki aşamaya dayandırdığı bilişsel kapasiteler gerektiren etkinlikleri icra edebildiğini göstermiştir. Bilişsel gelişimin her aşamasında çocukların sınırlamaları onlarla tek olarak ve aile seansından görüşülürken akılda tutmak önemlidir. Yetişkinlerde rutin olarak kullanılabilen karışık sorular ve detaylı görüşmeler veya yeniden çerçeve oluşturma çocuklarla çalışıldığında sıklıkla yetersiz kalmaktadır.

Sayfa Başı