NASIL KATILACAKSINIZ?

1 Hemen başvurunuzu yapın!
2 Eğitime katılın, başarılı olun!
3 Belgeniz adresinize gelsin.

Her tür soru, görüş ve önerileriniz için E-Destek talebinizi tarafımıza iletebilirsiniz. Teşekkürler!

MESAİ SAATLERİ;

Pts-Cu: 09:00 - 18:30
Cts: 09:00 - 16:00
Pazar günü sadece E-Destek!

KARAKTER PSİKOLOJİSİ HAKKINDA BİLGİ

Yazar: Psikolog / Pazartesi, 01 Ağustos 2016 / Published in international, Makale

Karakter hakkında bilgi edinmenin birden çok yolu vardır. Bir kişiyi her gün izleyerek, davranışlarından ve yaptıklarında nasıl biri olduğunu anlamaya çalışabilirsiniz. Gözlemlemek istediğiniz insanı tanıyan diğer kişilerden bilgi alabilirsiniz. Diğer bir yöntem ise kimsenin yargılarını dinlemeden kişinin hayatındaki objektif verilere bakmaktır (okul hayatı, çalışma hayatındaki performansı vb.).

Bilginin Çeşitliliği

Araştırmacı psikologlar bilgi verilerini dört kategoriye ayırmışlardır.

hayattan alınan bilgiler (L-data)
gözlemci bilgi (O-data)
testlerden elde edinilen bilgi (T-data)
öz- rapordan elde edinilen bilgi (S-data).

L-data: İnsanın geçmişindeki ve şu anki hayatıyla ilgili kayıtlara odaklanılır. Örneğin, karakter ile okuldaki performans ve notlar arasında ilişki kurulmaya çalışılır. Kişiye işlediği bir suç olup olmadığı sorulmaksızın objektif bilgiyi elde edebilmek adına sabıka kaydı incelenebilir.

O-data: Kişiler belirli sorular yoluyla arkadaş, ebeveyn yada öğretmen olarak gözlemlenir. Örneğin, bir kişi eğer arkadaş sıfatı ile gözlemlenecekse, anketteki sorular doğrultusunda vicdanlılık, dışa dönüklük açısından incelenebilir.

T-data: Deneysel yöntemlerle elde edilen bilgilere dayalıdır. Günümüz teknolojisi sayesinde bu tür deneysel yöntemleri kullanarak analiz yapmak geçmişe oranla çok daha kolaydır. Çocukların büyük bir ödül almak için sakince bekleme yetilerini ölçmek ya da sosyal fikirlerine ve kişilik özelliklerine göre sorulan sorulara verecekleri yanıtın hızını ölçmek bu deneysel yöntemlere örnek gösterilebilir.

S-data: Bu bilgi çeşidini elde etmek için kullanılan en yaygın yöntem anket yapmaktır. Kişilik özelliklerini ayırt edebilmek için birden çok numaralandırılmış test ve soru kullanılır. Karakter hakkında bilgiler elde edilebilir ancak sonuçlar bazen yeterli veya doğru olamayabilir. Çünkü kişiler her zaman kendilerinin farkında değillerdir ya da yalnızca olumlu özelliklerine odaklanmış durumda olabilirler. İnternetin yaygın kullanımı sayesinde çoğu araştırmacı anketlerini internette yayınlamakta ve bu şekilde insanlar kendi öz-raporlarını sunabilmektedir.

Yukarında bahsedilen kategoriler bilginin kaynağını oluşturacak en kullanışlı verilerdir. Bu kategoriler üzerinde düşünürken iki konuyu aklınızdan çıkartmamalısınız:

Araştırmacılar genel olarak iki veri kategorisinden elde edinilen bilgileri birleştirir ve orata çıkan verilerden ortak olanlarını incelemeye büyük önem verir.
Bazı bilgiler yukarı bahsedilen bilgi çeşitlerine uygun olmayabilir veya bağdaştırılamayabilir. Bu sebeple ek olarak yeni ölçümler geliştirilir. Örneğin, beyin ve karakter verileri yukarıda bahsedilen verilere kolayca uygunluk göstermez.

Farklı Kaynaklardan Elde Edilmiş Bilgiler Birbiriyle Nasıl İlişkili Olabilir?

Eğer bir kişi kendini dürüstçe tanımlıyorsa, onu tanıyan diğer kişiler de aynısını yapar mı? Eğer kişi kendini depresif olarak tanımlıyorsa, test sonuçları da onu o şekilde mi tanımlayacaktır? Bir datanın bir diğeriyle ilişkili olması oldukça karmaşık bir durumdur. Örnek verecek olursak, genelde öz-rapor (s-data) ve gözlemci-rapor(o- data) birbiriyle bağlantı kurma açısından daha yatkındır.

Karakteristik özelliklerin değerlendirme ve gözlemlemeye daha uygun oluşu, bilgiler arası bağlantı kurmayı kolaylaştırır. Eğer ki diğerlerinde daha yargılanabilir bir durumla karşı karşıya iseniz, farklı gözlem yöntemlerinden aynı insana dair bilgiler elde edebilirsiniz. Karakterin gözlemlenebilir veya yargılanabilir olma durumu gibi birçok unsur bilgi kaynakları arasındaki uyumluluğu etkiler. Karakter hakkında bilgi kaynakları kendi içerisinde avantajlar ve dezavantajlar barındırır. Öz-rapor anketlerinin basit bir avantajı vardır: İnsanlar kendileri hakkında birçok şeyi bilir ve size kendileri hakkında sorduğunuz soruları kolayca yanıtlayabilirler. Fakat bir dezavantajı da içinde barındırır: İnsanlar yalan söyleyebilir veya verecekleri cevapları gerçeğinden biraz uzaklaştırabilir. Bazı araştırmacılar kişi hakkında bilgi edinmek için en iyi yöntemin onu tanıyan diğer insanlardan bilgi almak olduğuna inanır. Fakat aynı kişiyi tanıyan farklı insanların verdikleri bilgiler bazen tamamen birbirinden farklı olabilir. Bu sebeple, biyolojik sistemin ve davranışların objektif ölçümleri karakter bilimini oluşturmak için daha güvenilir olabilir. Ancak, psikologlar ve araştırmacılar bazen biyolojik ve davranışsal ufak bir iz bile içermeyen kişisel deneyimlerle ilgilenirler. Eğer bir araştırmacı bireyin dünya görüşü hakkında bilgi edinmek istiyorsa, başladığımız yere geri döneriz çünkü bunu öğrenmenin en iyi yolu kendisine sormaktır.

Değişmezliğe Karşı Değişebilir Ölçütler

Veri kaynakları, içerdiği soruların değişebilir ve sabit olmuşuna göre farklılık gösterir. Değişmez ölçüt ile anlatılmak istenen herkese eşit testlerin verilmesi ve herkesin sonuçlarının aynı yöntem ile hesaplanmasıdır. Çalışmalarda kullanılan en yaygın metot sabit ölçümlü testlerdir. Genelde bir grup insana aynı testler verilir ve herkesin test sonuçları aynı yol ile hesaplanır. Sabit prosedürün bir avantajı vardır: basit ve objektiflerdir. Fakat bazı dezavantajları da içinde barındırır. Bunlardan birisi, konu veya soruların sizin için gereksiz olma ihtimalidir. Bazı sorular karakterinizi tanımlamak için yerinde ve uygunken, bazıları ise tam tersi durumda olabilir. Bir diğer dezavantaj ise karakterinizle ilgili bir özelliği (benzersiz bir yetenek, gelecekle ilgili bir amaç, geçmişten gelen bir deneyim vb.) ortaya çıkartacak herhangi bir soruya ya da konuya değinilmemiş olunabileceğidir. Bu dezavantajlar da değişken test yöntemleri ile yok edilebilir. Bu yöntem, herkese ortak testler sunulurken yanında ek oluşturacak seçenekler bulundurularak sağlanır. Bu seçeneklere şu şekilde örnek verilebilir: Hazırlanmış test maddeleri kişilere sunulur fakat hangi maddeler kendileri için daha önemli, hangi maddelerin önemi daha az seçmeleri için izin verilir ya da kendileri kendi cümleleri ile anlatabilecekleri değişken test maddeleri sunulabilir. Bu iki seçenek arasındaki fark bu örnekteki gibidir: Hazırlanmış testin maddesi ‘’Partiye gitmeyi severim: Doğru/Yanlış’’ şeklinde olurken, değişken testin maddesi ‘’Hafta sonu hangi etkinliği yapmaktan hoşlanırsınız?’’ şeklinde olur.

Psikologlar bu test yöntemleri için teknik tanımlamalar kullanır. Herkese aynı maddelerin uygulandığı değişmez yöntem için nomotetik terimi kullanılır. Yunanca kanun anlamına gelen nomos kelimesinden gelmektedir. Değişebilir test için ise idiyografik terimi kullanılır. Bu terim ise yunanca kişisel, özel anlamına gelen idios kelimesinden türemiştir.

Karakter ve Beyin Verileri

Yukarıda bahsedilen dört farklı data, araştırmacılara insanların davranış, duygu ve düşünceleriyle ilgili psikolojik bilgiler veren psikolojik veri çeşitleriydi. Psikoloji aynı zamanda insanların uzun süreli ve ayırıcı davranışlarına sebep olan biyolojik mekanizmayı da inceler ve biyolojik mekanizma, tabi ki, beyinde bulunur. Bu sebeple, psikologlar verilerini tamamlayabilmek için beyin datasına da ihtiyaç duyarlar. Beyin fonksiyonları ile ilgili iki kanıt, karakter psikolojisi için önem taşıdığını kanıtlamıştır.

Beyin datasının ilk kaynağı, beynin elektro gücünü kullanır. Elektroensefalografi (EEG), beyindeki elektro aktiviteleri kaydetme metodudur. Bu işlem kafatasına yerleştirilen elektrotlar ile gerçekleştirilir. Elektrotlar, beynin nöronlarındaki elektro aktiviteyi kaydeder. Beynin içindeki nöronlarda gerçekleşen biyokimyasal olaylar öyle güçlüdür ki, kafatası üzerinden elektrotlar sayesinde fark edilebilir. EEG kayıtları genelde laboratuvar ortamında gerçekleşir ancak günümüzün ilerleyen teknolojisi sayesinde artık laboratuvar dışında da gerçekleştirilebilmektedir. Bu analiz sonucunda beyindeki hangi kısmın en aktif bölge olduğu gözlemlenir. Aynı zamanda katılımcının

(a) psikolojik durumu (farklı duygulara verdiği tepkiler) ve

(b) EEG aktivitesi (her bir elektrotta gerçekleşen aktivite) gözlemlenir.

Araştırmacı psikolojik aktivite ve beyin aktivitesi arasında ilişki kurabilir. Böylece, beyindeki tanımlanmış bölgeler spesifik psikolojik durumları ve fonksiyonları destekleyebilir. Beyin ile ilgili kanıtların ikinci kaynağı ise Fonksiyonel (işlevsel) Manyetik Rezonans Görüntüleme veya kısa yazılışı ile fMRI (Functional Magnetic Resonance Imaging). Kişi farklı psikolojik fonksiyonlar gerçekleştirirken beyin aktivitesi resmedilir. fMRI, performans boyunca aktif olan beyin bölümleri yüzünden düzensiz hareketler sergileyen beynin farklı bölümlerine akan kan olgularını resmeder. Beyninizi kullanacağınız zaman ilgili bölüme kan akışı gerçekleşmesi, bir ağırlık kaldıracağınız zaman kanın kolunuzdaki kaslara akması gibi bir durumdur. Örneğin, bir problemi çözmek, geçmiş bir olayı hatırlamak gibi varyasyonların beyinde gerçekleştirdiği kan akışını resmeder ve kullanılan beyin bölgesini gösterir. fMRI araştırmalarında, katılımcılar beyin tarayıcısı denilen bir mekanizmanın içine yerleştirilirler. Tarayıcı, kan akışını ölçmeye yarayan güçlü bir manyetik alan oluşturur. Katılımcıya ekranda uyarıcı resimler, açıklamalar gösterilir. Bu uyarıcıların gösterildiği zaman dilimi boyunca verilen tepkiler taranır. EEG ve fMRI, psikolojik deneyimlerle ilgili değil biyolojik fonksiyonlarla ilgili bilgi sağlar. Bu rağmen, biyolojik metotlar ile daha önce bahsettiğimiz psikolojik dataların birleştirilmesi, araştırmacıların biyoloji ile psikoloji arasında bağlantı kurmasını ve kişisel yapının biyolojik temellerini keşfetmelerini sağlar.

Karakter Teorisi ve Değerlendirme

Karakter değerlendirme prosedürleri, psikologların asıl amaçlarını başarmaları için temel veriler sağlar. Örneğin, temel bir araştırmada kişinin davranışlarını tahmin etmek temel verileri elde etmenizi sağlar ve bu temel veriler ileride yapacağınız klinik uygulamalarda psikolojik problemleri anlamak gibi asıl amaca hizmet eder. Değerlendirmede kullanacağınız data kaynaklarını seçeceğiniz zaman karşınıza bir çok seçenek çıkacaktır. Bunlardan biri nasıl seçilir? Teori genelde seçime rehberlik eder.

Teoriler, değerlendirme hedefini etkiler. Bu, karakterin görünümünün çalışma için en önemli unsur olduğunu gösterir. Değerlendirme hedefi de onu izleyecek olan datanın kaynağını etkiler. Şimdi karakter psikolojisinde değerlendirmenin dört hedefini inceleyelim. Ortalama davranış: Çalışma için insanların gündelik davranışları değerlendirmeye alınır ve bu sayede iç dünyaları açığa vurulur. Değerlendirme, insanların ortalama olarak nasıl davrandıklarını ölçmek amacıyla ayarlanmıştır. İnsanların genel (sakin, endişeli, sosyal veya dürüst olmak vb.) yatkınlıkları saptanır.

Davranışlardaki Değişkenlik: Diğer teoriler ortalama davranışları gözlemlemenin yeterli olmadığını savunur. Davranışlardaki değişiklikler de incelenmelidir. Sosyal hayata göre hangi durumlarda sakin hangi durumlarda endişelin veya ebeveynlerden biriyle iyi ilişkiler içindeyken diğeri ile düşmanca bir ilişki içinde olunması gibi durumlar örnek olarak gösterilebilir.

Bilinçli Düşünme: Üçüncü değerlendirme hedefi de kişilerin bilinçli olarak akıllarında akıp giden düşünce, his ya da duyguları gözlemlemektir. Örnek vermek gerekirse, araştırmacı kişiden hayattaki amacını, inançlarını veya hislerini tanımlamasını ister.

Bilinçsiz Gerçekleşen Zihinsel Olaylar: Dördüncü değerlendirme hedefi ise bilinçsiz duygu ve düşüncelerdir. Üzerinde araştırma yapılan kişi bu zihinsel olayların farkında değildir. Araştırmacı bilinçsiz gerçekleşen zihinsel içeriği ortaya çıkarmak için bir metot tasarlamalıdır. Değerlendirme hedefinin seçimi izlenecek veri/data seçimine nasıl rehberlik eder? Bir süre düşünürseniz bu sorunun cevabını kendiniz bulabilirsiniz. Bazı sorulara göz atalım: Ortalama davranış eğilimlerini gözlemlemek için O-data ve S-data kullanılabilir mi? Evet, bu akla yatkın bir yöntemdir. İnsanlar kendi tipik davranışlarını ve gözlemledikleri davranışları anlatabilirler.

Bilinçli düşünce akışını değerlendirmek için O-data kullanılabilir mi? Hayır, gözlemci sizin hayal ettikleriniz göremez. İkinci şahsın sizin düşündüğünüzü veya hayal ettiğinizi anlatabilmesi için S-data (öz-rapor)’a ihtiyaç duyulur.

Bilinçsiz düşüncelerin değerlendirilmesi için S-data kullanılabilir mi? Hayır, doğal olarak kişi bilinçsizken, o anki düşüncelerini tam olarak anlatamaz. Bunun için özel laboratuvar yöntemlerine başvurulması gerekir.

Sayfa Başı