NASIL KATILACAKSINIZ?

1 Hemen başvurunuzu yapın!
2 Eğitime katılın, başarılı olun!
3 Belgeniz adresinize gelsin.

Her tür soru, görüş ve önerileriniz için E-Destek talebinizi tarafımıza iletebilirsiniz. Teşekkürler!

MESAİ SAATLERİ;

Pts-Cu: 09:00 - 18:30
Cts: 09:00 - 16:00
Pazar günü sadece E-Destek!

Nitel-Nicel Sosyoloji

Yazar: Psikolog / Perşembe, 04 Ağustos 2016 / Published in international

Başlıca iki araştırma yöntemi olan nicel ve nicel araştırma sosyal bilimlerde çeşitli alanlarda  yapılan araştırmalara potansiyel katkı sağlamaktadır.  Pozitivist sosyoloji ve verstehen girişimi arasındaki çelişki ayrı ayrı olacak şekilde, nitel ve  nicel metodolojik girişimlerde sırasıyla bir ayrım olduğu gibi modern sosyolojide yeniden  formüle edilmiştir. Nitel sosyoloji insan davranışını anlamaya nümerik bir yaklaşımdır. Birçok  katılımcıyla gerçekleştirilen anketler veri kümelerini ve kullanılan istatistiklerin analizini bir  araya toplar. Nicel sosyoloji genellikle genişliğin üzerine derinliği tercih eder. Nicel yaklaşım  yapılan derinlemesine görüşmeleri, odak gruplarını veya içerik kaynaklarının (kitaplar,  dergiler, gazeteler, TV programları vb.) analizlerini data verisi olarak kullanır. Bu kaynaklar  sistematik olarak analiz edildikten sonra gidişatı anlamaya ve insan davranışını daha iyi  anlamaya ulaşım sağlar.  Nitel ve nicel sosyoloji arasında sabit ve hızlı bir ayrım yapmak aslında bir nevi yanıltıcı  olabilir. Tüm bilimlerde ilk adım bir teori geliştirme ve test edilebilir hipotezler oluşturmadır.  İkinci adım veri toplamadır. Burada iki farklı yaklaşım vardır. Nitel sosyoloji araştırma  konusunun sayısal sonuçlarına odaklanırken, nicel sosyoloji araştırma konusunun  söylemlerinin içinde bulunan fikirlere odaklanır. Çünkü insan ve toplum davranışı  incelendiğinden sayılarla açıklama yapmak mümkün değildir. Sonuç olarak bu iki yaklaşım  da bir soruya cevap bulmak veya bir teoriyi test etmek içindir.

Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler  Sosyal bilimler insan davranışı üzerinde yapılan çalışmalarda bilimsel yöntemlerin  uygulamasını içerir. Psikoloji insan zihni ve mikro düzeyde (bireysel) davranış üzerinde  çalışır. Sosyoloji insan toplumunu inceler. Siyaset bilimi grupların ve ülkelerin yönetimini  inceler. İletişim çeşitli medya unsurları aracılığıyla söylem akışını takip eder. Ekonomi üretim  ve toplum zenginliğinin tahsisi ile ilgilidir. Sosyal hizmet toplumda bilimsel sosyal bilgi  uygulamasıdır.  Doğa bilimleri fiziki ve biyolojik olgular üzerinde yoğunlaşırken sosyal bilimler de insan  davranışını farklı yönlerden ele alarak bir anlam bulmaya çalışır. Temelde her iki dal da  girişimlerinde bilimsel yöntem kullanır.

Sosyal Bilimlerin Gelişimi  Antik felsefede tarih, şiir, politika veya matematiğin yedi özgür sanatı* arasında hiçbir  fark yoktu. Ancak matematiksel ispatın gelişmesi ile beşeri bilimler veya yedi özgür sanat ile  bilimsel disiplin arasındaki fark algılanmıştır.. Bunun sayesinde Aristo gezegensel hareket ve  şiir üzerinde aynı metotları kullanarak çalışmalar yaptı. Plato geometrik ispatlarla kendi  bilgisini birleştirdi.  Bilim toplumu betimsel olarak kaldı. Örneğin Thomas Hobbes aksiyomdan tümdengelimin  bilimsel bir çerçeve oluşturduğunu savunmuştur. Kitabı Leviathan (Kelime eserde; mutlak  güç ve yetkilere sahip egemen devleti ifade etmektedir) politik milletin bilimsel bir  açıklamasıdır. Yıllar içinde Hobbes’in çalışmasının yerini, Isaac Newton tarafından bilimsel  olarak ayrıntılı bir şekilde oluşturulan fizik çalışması ile köklü bir değişiklik aldı. Newton daha  sonraları doğa felsefesi diye adlandırılan, bireylerin bilimsel tamının temel çerçevesini  Newton sadece hızlanan eğilimin prototipini oluştururken, Newton için en önemli fark  matematiğin gözlemciden bağımsız varsayılan gerçeklikten gelmesi ve kendi kurallarıyla  işlemesiydi. Aynı dönemin filozoflarına göre felsefi düşüncelerin matematiksel anlatımı doğal  insan ilişkilerinin sembollerinden alınabileceği gibi, aynı kanunlar fiziksel ve ruhsal gerçekliği  de etkilemiştir. Örneğin Blaise Pascal, Gottfried Leibniz ve Johannes Kepler; doğrudan insan  davranışına yönelik matematiksel örnekler almışlardır. Pascal’a göre ünlü bahis; Leibniz için  ikili sayı sisteminin icadı; Kepler içinse gezegenlere kılavuzluk edecek meleklerin icadıydı.  Diğer disiplin alanlarında bu, matematiksel bağ formunda fikir açığa çıkarma baskısı  yaratmıştır. Birçok bağ zamanla kullanıldıkça Laws (Kanunlar) diye adlandırıldı ve diğer  disiplinlerin taklit edebileceği bir model haline geldi. 19.yüzyılın sonlarında giderek yaygın  hale gelen insan davranışı üzerindeki ifadelere denklem uygulama girişimleri oldu. Bunun  yanı sıra “Laws of philology” (filoloji kanunları) seslerin zamanla değişikliğinin haritasını  oluşturma girişimleri de vardı. 20.yüzyılın başlarında bilimde bir değişim dalgası oldu.  İstatistik ve olasılık teorisinin başarılı gelişimi bilimsel olarak düşünüldü ve sosyal bilimlerde  istatistik kullanımının yayılması ile sonuçlandı. (diğer bilim dallarında da yaygın olarak  Bilimsel araştırmalar ile insan ilişkileri araştırmalarını birleştirme fikri ilk olarak Fransa’dan  Emile Durkheim’dan ve Amerika Birleşik Devletleri’nden William James’ten gelmiştir.  Durkheim’ın sosyolojik teorileri ve James’in psikoloji üzerindeki deneysel çalışması takip  edenler üzerinde muazzam bir etki bıraktı. Fen bilimlerinde nitel ölçüm fikrinin doğmasıyla  beşeri bilim kavramı için oluşturulan bölüm sosyal bilimlere öncü olmuştur.  *Çevirmen notu: Yedi özgür sanat (liberal arts) antik çağda eğitimi verilen çeşitli bilim ve  sanat dallarıdır. Ortaçağ felsefesinde Skolastik okullarda öğretilmiştir. İlk grup olan Trivium;  gramer, mantık, retoriktir. İkinci grup olan Quadrium; aritmetik, geometri, müzik, gökbilimdir.  Bu bilim ve sanat dalları bu dönemlerde özgür bireye yakışmadığı veya uygun olmadığı  düşünülen el zanaatlarından kati bir şekilde ayrıştırılmıştır. Bu bilim ve sanat dallarının  öğretilmesini amaçlayan okullar düşünce tarihinde etkili olan akımlara ve düşünce  gelişiminde etkili olmuştur.

Günümüzde Sosyoloji  Comte bilimsel araştırmaların tüm alanlarını kapsayan bir disiplin vizyonu sunmasına  rağmen bu durum sosyolojinin geleceği olmamıştır. Diğer bilimlerin değişmesinden uzun  zaman sonra sosyoloji, toplumun sosyal hayatını araştırmak için belirli bir perspektif kazandı.  Geçmişte sosyolojik araştırmalar karmaşık kuruluşlara, endüstriyel toplumlara ve bunların  bireyler üzerindeki etkilerine odaklanmıştır. Günümüzde ise sosyologlar konu açısından  geniş bir yelpazeye sahiptir. Örneğin bazı sosyologlar ırk, etnik, sosyal sınıflandırma, cinsiyet  rolleri ve aile gibi makro yapıları incelerken diğer sosyologlar da sapkınlık, suç ve boşanma  gibi makro yapının bozulmasını üzerine çalışmalar sunarlar. Bunlara ek olarak bazı  sosyologlar kişiler arası etkileşimleri ve bireylerin sosyalleşmesi gibi mikro süreçler  konusunda çalışmalar yapmaktadırlar. En yeni sosyologlar antropologlardan gelen ipuçlarını  kullanarak disiplinde Western vurgusunu fark etmişlerdir. Buna karşılık dünya üzerinde birçok  sosyoloji departmanı şu an oldukça teşvik edici bir multi-kültürel araştırma yapmaktadır.

Sosyolojik Metotlar 
Sosyal Bilimlerim Gelişimi  Antik felsefede tarih, şiir, politika veya matematiğin yedi özgür sanatı arasında hiçbir fark  yoktu. Ancak matematiksel ispatın gelişmesi ile beşeri bilimler veya yedi özgür sanat ile  bilimsel disiplin arasındaki fark algılanmıştır.. Bunun sayesinde Aristo gezegensel hareket ve  şiir üzerinde aynı metotları kullanarak çalışmalar yaptı. Plato geometrik ispatlarla kendi  bilgisini birleştirdi.  Bilim toplumu betimsel olarak kaldı. Örneğin Thomas Hobbes aksiyomdan tümdengelimin  bilimsel bir çerçeve oluşturduğunu savunmuştur. Kitabı Leviathan (Kelime eserde; mutlak  güç ve yetkilere sahip egemen devleti ifade etmektedir) politik milletin bilimsel bir  açıklamasıdır. Yıllar içinde Hobbes’in çalışmasının yerini, Isaac Newton tarafından bilimsel  olarak ayrıntılı bir şekilde oluşturulan fizik çalışması ile köklü bir değişiklik aldı. Newton daha  sonraları doğa felsefesi diye adlandırılan, bireylerin bilimsel tamının temel çerçevesini  Newton sadece hızlanan eğilimin prototipini oluştururken, Newton için en önemli fark  matematiğin gözlemciden bağımsız varsayılan gerçeklikten gelmesi ve kendi kurallarıyla  işlemesiydi. Aynı dönemin filozoflarına göre felsefi düşüncelerin matematiksel anlatımı doğal  insan ilişkilerinin sembollerinden alınabileceği gibi, aynı kanunlar fiziksel ve ruhsal gerçekliği  de etkilemiştir. Örneğin Blaise Pascal, Gottfried Leibniz ve Johannes Kepler; doğrudan insan  davranışına yönelik matematiksel örnekler almışlardır. Pascal’a göre ünlü bahis; Leibniz için  ikili sayı sisteminin icadı; Kepler içinse gezegenlere kılavuzluk edecek meleklerin icadıydı.  Diğer disiplin alanlarında bu, matematiksel bağ formunda fikir açığa çıkarma baskısı  yaratmıştır. Birçok bağ zamanla kullanıldıkça Laws (Kanunlar) diye adlandırıldı ve diğer  disiplinlerin taklit edebileceği bir model haline geldi. 19.yüzyılın sonlarında giderek yaygın  hale gelen insan davranışı üzerindeki ifadelere denklem uygulama girişimleri oldu. Bunun  yanı sıra “Laws of philology” (filoloji kanunları) seslerin zamanla değişikliğinin haritasını  oluşturma girişimleri de vardı. 20.yüzyılın başlarında bilimde bir değişim dalgası oldu.  İstatistik ve olasılık teorisinin başarılı gelişimi bilimsel olarak düşünüldü ve sosyal bilimlerde  istatistik kullanımının yayılması ile sonuçlandı. (diğer bilim dallarında da yaygın olarak  Bilimsel araştırmalar ile insan ilişkileri araştırmalarını birleştirme fikri ilk olarak Fransa’dan  Emile Durkheim’dan ve Amerika Birleşik Devletleri’nden William James’ten gelmiştir.  Durkheim’ın sosyolojik teorileri ve James’in psikoloji üzerindeki deneysel çalışması takip  edenler üzerinde muazzam bir etki bıraktı. Fen bilimlerinde nitel ölçüm fikrinin doğmasıyla  beşeri bilim kavramı için oluşturulan bölüm sosyal bilimlere öncü olmuştur. 

Bilimsel Metot  Bilimsel bir metot veya ilerleme, kanıtlanabilir sonuçlara dayalı yeni bilginin bilimsel  soruşturmasına temel olarak düşünülmüştür. Ek olarak, araştırmalarda bilimsel metot  kullanımı ile sosyologlar araştırmalarında sosyal dünya ile bazı farklı önermeleri  keşfetmişlerdir. Fen bilimlerinde olduğu gibi (örneğin kimya, fizik vb.) sosyologlar çeşitli ve  ilgili bağların bilgisine dair tahmin edilebilir sonuçlara açıktır. Bilim yapmadaki bu yaklaşım  sıklıkla pozitivizm olarak adlandırılır. Sosyal bilimlerde pozitivist yaklaşım, çoğunlukla nitel  girişimleri kullanarak sosyal olayları açıklamayı ve tahmin etmeyi hedefler. Fakat fen  bilimlerinin aksine sosyal bilimler aynı zamanda sosyal olayları basitçe anlamayı ve  açıklamayı da hedefler. Almanca’da sözlük anlamı “anlama” olan Verstehen bu durum için  ortaya çıkarılmıştır (Max Weber). Bu yaklaşımda hedef, tahmin edilebilirliğe imkan veren bir  teori geliştirmeye çalışmaktan ziyade kendi şartları altında bir kültürü veya toplumsal olayı  anlamaktır. Her iki yaklaşım da teorinin formülleştirilmesinde gözlem yapma, veri toplama,  hipotez kurma ve bu hipotezleri test etmeyi içerir.  Sosyologlar teorilerinde sosyal olaylara açıklama önerisinde bulunmak için gözlem, hipotez  ve tümdengelimi kullanırlar. Bu teorilerden ortaya çıkarılan tahminler test edilir. Eğer bir  tahmin doğru çıkarsa hayatta kalır. Doğru çıkmadığı takdirde değiştirilir veya bir köşeye atılır.  Bir bilimsel uygulamanın temelinde yatan metot yaygın olarak kullanılır.

Bilimsel metodun temel elementleri aşağıda belirtilen dört adımda tekrarlar:
1. Tanımlama (kullanıma hazır hale getirme veya miktar belirtme, gözlemleme ve ölçüm)
2. Hipotez (gözlem ve ölçümlerin teorik ve kuramsal bir açıklaması)
3. Tahmin (hipoteze dayalı mantıksal bir çıkarım)
4. Deney (yukarıdakilerin tümünü test etme; sosyal bilimlerde doğru deneyler veri  analizlerinin farklı formlarıyla sık sık değiştirilir).

Tanımlama  Bilimsel metot araştırma konusunun dikkatli bir şekilde tanımlanmasına bağlıdır. Konu ile  ilgili gerekli özellikler araştırılırken bazı açıklamalar ve gözlemler gerekebilir. Uygun  miktarların sayımı ve gözlemi ile elde edilen sistematik ve dikkatli koleksiyon, sözde bilimlerle  gerçek bilimler arasındaki hassas farkı ortaya koyar. Bilimsel ölçümler genellikle tablo, grafik  veya eşleştirme haline olur. Korelasyon ve regresyon gibi istatistiksel yönlendirmeler bunların  üzerinden yapılır. Bu ölçümler laboratuvar gibi denetlenebilir bir ortamda yapılabilirken,  toplum üzerinde de yapılabilir. Ölçümlerde bilimsel alanlarda özelleştirilmiş termometreler,  spektroskoplar veya voltmetreler kullanılabilir. Bilimsel alanın ilerlemesi buluş ve gelişmelerle  yakından bağlantılıdır.  Ölçümlerde ilgili niteliklerin işlemsel açıklamalarını kullanmak gerekir. Bilimsel nitelik ölçümün  nasıl tanımlandığı veya nasıl tarif edildiğidir. Bir şeyin işlemsel açıklaması genellikle  standartların karşılaştırılmasına dayanır. İlgili araştırmaların ölçümlerinin ve açıklamalarının  kullanılabileceği bir durumda ve yeterli hassaslıkta olması çok önemlidir.  Bir şartın bilimsel açıklaması bazen doğal kullanım dilinden oldukça farklılık gösterir. Örneğin  cinsellik ve cinsiyet yaygın söylemde sıklıkla birbirinin yerine kullanılır fakat sosyolojide farklı  anlamları ifade eder. Bilimsel nitelikler ölçüm birimleri ile karakterize edilir.  Bilimsel çalışmada ölçümler genellikle çalışmaya dair belirsiz değişkenler de içerir. Bu  değişkenler istenilen miktarda tekrarlanan bazı ölçümler yapılarak belirlenir. Değişkenler aynı  zamanda kullanılan miktarların altında yatan bireysel belirsizliklerin dikkate alınması ile de  hesaplanabilir. Belirli zamanlarda bir ulusun insan sayımının yapılması gibi sayımlar  kullanılan metotların sınırlamaları nedeniyle belirsizlik gösterebilir. Sayımlar sadece alınan  örneklerin rakamları ve kullanılan örnekleme metoduna bağlı olarak belirsizlikle birlikte  istenilen miktarda bir örnek sunabilir.

Hipotez Geliştirme  Hipotez konunun önerilen bir açıklamasını içerir. Bu genellikle sıradan bir açıklama veya  iki değişken arasındaki bazı benzerlikleri ileri sürecektir. Eğer hipotez sıradan bir açıklama  ise en az bir bağımlı değişken ve bir bağımsız değişken içerir.  Değerleri değişebilen değişkenler ölçülebilir kavramlardır (örneğin sınıf durumu düşükten  yükseğe geçebilir). İki değişken arasında faal bir ilişki var ise bağımlı değişkenin değeri  bağımsız değişkenin değerine bağlıdır. Eğer değişkenler arasında bir ilişki yoksa bağımlı  değişkenin değeri bağımsız değişkenin değerine bağlı değildir.  Bağımsız değişkenin değeri deneyi yapan kişi (veya deneysel olmayan analizler, toplumdaki  değişimler ve hesaplamalar) tarafından değiştirilebilir.

Sayfa Başı