NASIL KATILACAKSINIZ?

1 Hemen başvurunuzu yapın!
2 Eğitime katılın, başarılı olun!
3 Belgeniz adresinize gelsin.

Her tür soru, görüş ve önerileriniz için E-Destek talebinizi tarafımıza iletebilirsiniz. Teşekkürler!

MESAİ SAATLERİ;

Pts-Cu: 09:00 - 18:30
Cts: 09:00 - 16:00
Pazar günü sadece E-Destek!

Önlenemez bir vaka; İntihar olgusu

Yazar: Psikolog / Pazar, 24 Ocak 2016 / Published in Makale

Hepimiz hayatımızın,  bir döneminde bu fikri aklımızdan geçirmişizdir. Bazende bir intihar olayina, teşebbüsüne öyle yada böyle duyup, görüp haberdar olmusuzdur. Belki hiç tanımadığınız, belkide çok iyi bildiginiz biri bu vaka ile karşı karşıya kalmıştır. Soğuk bir gerçek var bu toplumda, intihar…

Psikolojik, sosyolojik ve biyolojik anlamda yetersiz olduğumuz, sorunlarla baş edecek kalibreden yoksun kaldığımız durumlarda çözüm arayışlarımız arasında belkide en ön sırada yer alır bu soğuk cümle. Belirli bir yaş ile sınırlı tutulabilecek bir olgu değildir. İnsan yaşamı, insanın yaptığı eylemlerden oluşur, şöyle veya böyle intihar bir eylemdir ve kişi bunu dilediği vakit gerceklestirebilecek potansiyeldedir. Toplumsal sorunların en başını çeken intihar , toplumsal bir olgudur ve bu olgu çoğu zaman psikolojik olarak görünse bile tamamen sosyolojik bir olgudur, yaşanılan topluma çevreye ve aileye bağlı olarak degisebilen makro bir kavramdır. Peki intihar nedir? Bireyin kendisine yonelik olum sonucunu doguracagi bilincinde olup bilerek hayatina son vermesi durumudur diyebiliriz. İntiharin psikolojik ve sosyolojik boyutlarıyla incelenmesi görüşündeyim zira her biri ayrı bir bulguya dikkat çekerek yapılan araştırmaların sağlıklı islemesinde önemli bir yer tutmaktadır. 

İntiharin psikolojik boyutu: 
Toplumsal bir patoloji olan intihar; kişinin sosyo-psikolojik durumu, eğitimi, aile ilişkileri ve sorumlulukları ile alakalıdır. Ağır bir psikolojik çöküntü, travma, bunalım durumlarında bireyin baş edebileceğinden daha güçlü bir olay intihar vakalarını arttırmaktadır. Intiharin psikolojik sebepleri arasinda;  kronik çöküntü halleri, aşırı melankolik tutumlar, umutsuz olma , karamsarlık, öfke vb durumlar vardır diyebiliriz. Bunlardan bir vay daha fazlasına maruz kalan bireyde intihar girişimi ve gerçek intihar fiili görülebilir.  Bu konu ile ilgilenen psikyatristler intiharı kişinin sorunu olarak  ele aldıklarında , toplumsal koşullara gereken önemi vermemişlerdir. Psikologlar ve psikyatristler neden bu kişi değilde, şu kişi intihar ediyor sorusunu sorarak , sosyolojik açıklamalara eleştirel yaklasmislardir. Psikyatristlerin intihar olgusu karşısındaki tutumları oldukça ilginçtir. Intihar olgusunu delilik ve akıl bozukluğu ile iliskilendirerek kestirme bir yol secmislerdir.  Oysa yapılan araştırmalarda, intihar olgusu ile delilik arasında bir bağ bulunamamistir. Günümüzde de malesef psikyatri bu eğilimi korumaktadır. İntihar eden kişi, histerik, sınır kişilik,  psikoz, manik depresyonu gibi hastalıklardan birine sokulmaktadir.  Elbetteki bunların gerçeklik payı olduğu inkar edilemez lakin, kişilik yapılarının oluşumunda kişinin ailesinin, çevresinin ve toplumun payı yadsınamaz.  Bunların dikkate alınmaması yapılan değerlendirmelerin sağlıksız islemesine zemin hazırlayacağı unutulmamalıdır. 

İntiharin sosyolojik boyutu:
İntihar vakalarının en önemli boyutunu toplumsal faktörler olusturur. Çünkü toplumsal yapı insanı denetim altına alabilen güçlü bir yapıdır.  Sosyologlar, toplumun bireyler üzerindeki kontrolünün başarısız ve yetersiz olması sonucu intiharlarin ortaya çıktığını savunur. Intiharlarin sosyolojik nedenleri arasında ; aile, sosyal ilişkiler, maddî yetersizlikler,  toplumla aşırı bütünleşme veya butunlesememe,  sosyalleşme sürecinde yaşanan  başarısızlıklar gelmektedir diyebiliriz.  Intihar ve sosyolojik boyut derken, sosyolojik araştırmalara damgasını vurmuş ve teorilerinden etkilenen bir isimden söz etmek yerinde olacaktır. Emile Durkheim onun intihar ile ilişkileri sosyolojiye damgasını vurmuş , ve hala başvurulan kaynaklar arasındadır. 
Emile Durkheim, intiharı özellikle toplumsal birlik problemi ile ilişkili bir toplumsal olgu olarak görür. Bu nedenle de onu toplumu bir arada tutan toplumsal bağ ile ilişkili olarak ele alır . Durkheim intihar olgusunu ele alisini, birey ve toplum arasında uygun denge arayışı ve bu dengeyi bozabilecek tehditlerin belirlenmesi olarak görür. 

Ünlü sosyoloğa göre 4 tip intihar türü vardır bunlar;  
Bencil ve ozgeci
Anomik ve kadercidir. 
Bencil ve anomik intihar tiplerini, genel olarak modern endüstriyel toplumlarda güçlü bir bütünleşme ve düzenleyici normların olmaması veya yetersiz oluşu ile açıklar 
Ozgeci ve kaderci intihar tiplerini ise, geleneksel toplumlardaki güçlü bütünleşme ve toplumsal düzenlemelerdeki aşırılık ile iliskilendirir. Bireyin istekleri ile toplumun sundukları arasındaki çatışmadan doğan intihar olgusu , birey için kurtuluş için bulduğu en iyi yoldur. 

İntihar aşırı bir ruh çöküntüsü halidir ve oldukça karmaşık bir süreçtir. Dışarıdan bakıldığında tüm dinler tarafından yasaklanmış, bu eylemi yapan bireylerin ruhlarının cezalandırılacağı inancıyla adeta bir dokunulmazlık alanı içerisinde değerlendirilen bir olgu olagelmiştir. Toplumda her kesimden kişinin etrafını sarabilecek bir durumun tam olarak bilinmesi vakaların önlenebilmesi açısından elzemdir. 
Bilinçlenenen , araştıran, sorgulayan insamiza;
İç ses ( malesef insanlar artık bunlarla ilgilenmiyor. İç ses cevap verir, belki bir okuyan çıkar umuduyla)..

Zeynep ARI

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sayfa Başı