NASIL KATILACAKSINIZ?

1 Hemen başvurunuzu yapın!
2 Eğitime katılın, başarılı olun!
3 Belgeniz adresinize gelsin.

Her tür soru, görüş ve önerileriniz için E-Destek talebinizi tarafımıza iletebilirsiniz. Teşekkürler!

MESAİ SAATLERİ;

Pts-Cu: 09:00 - 18:30
Cts: 09:00 - 16:00
Pazar günü sadece E-Destek!

Psikopatoloji ve Davranış Değişimi

Yazar: Psikolog / Pazartesi, 01 Ağustos 2016 / Published in international

İnsanlar, hayatlarında çeşitli problemlerle karşılaşırlar. Kendilerini stresli hissederler, fazla endişeli davranırlar, bazen ilişkilerini zedeleyebilecek tartışmalar içerisinde bulunurlar. Bunlara sebep olan problemleri bulmak ve değişim sağlayabilecek faktörler için çalışma yapılması gerekir. Bir başka deyişle, karakter teorisine ihtiyaç duyulur. Kişisel gelişim için önemli olan problemler psikopatoloji içerir. Bu kitapta yer alan çoğu kuramcı aynı zamanda birer terapisttir ve onlarda kariyerlerine basit problemleri çözmeye çalışarak başlamışlardır. Onların teorileri, terapide insan problemlerini çözmeye dayalı olarak sistemleştirilmiştir.

KARAKTER TEORİLERİNDEKİ ÖNEMLİ NOKTALAR

Karakter üzerinde dört temel konu üzerinde durduktan sonra, şimdi de kavramsal noktalar üzerinde duracağız. Kavramsal nokta ile kastedilmek istenen, bakış açılarına cevap oluşturabilecek temel sorulardır.

İnsan Kavramına Filozofik Yaklaşım

Araştırmacılar kendilerini sınırlamaz aksine cesurca büyük sorulara yönelirler. Karakter kuramcıları, insanlığın doğası ile ilgili psikolojik bir yaklaşım oluştururlar. Bazı teorilere göre insan rasyonel bir aktördür. Dünyanın varoluşundan sonuç çıkarırlar ve rasyonel hesaplamalara göre davranırlar. Bu rasyonel hesaplamalar, insanlar üzerinde değişikliğe yol açar. Bir diğer düşünce de, insanların aslında bir hayvan olduklarıdır. Bu düşünceyi savunanlar içi, rasyonel düşünce insan doğasıyla arasındaki bağadan dolayı oldukça zayıf görünür. İnsan organizmasının, irrasyonel ve hayvansı güçlerle bağlantılı olduğunu düşünürler. 20. Yüzyılın sonlarında insan kavramı tıpkı bir bilgisayar metaforu gibiydi. İnsan, doldurulmuş bir bilgi işlemcisi gibi görürdü. Dünyanın etrafı dolaşılmaya başlandıkça başlayan tartışmalar sayesinde insan doğasına daha çok yaklaşıldı.

Birleştirilen farklı fikirlerin hepsi farklı deneyimlerden ve tarihsel geçmişten etkilenmişti. Bu yüzden, filozofik sanılar her zaman kişisel faktörlerden etkilenmişlerdir.

Doğuştan Kazanılar ve Sonradan Edinilen Davranış Etkenleri

İnsan, davranışlarına içten gelen bir dürtü ile mi yoksa dış etmenler doğrultusunda mı karar verir? Organizmanın içindeki faktörler de, çevresel olaylar da davranışlar için çok önemlidir. Teorilerde ise bu konulana verilen önem miktarı farklılık gösterir. 20. Yüzyılın en önemli iki felsefecisi Sigmund Freud ve B. F Skinner bu konuya farklı yaklaşmıştır. Freud’a göre insan, içgüdüleriyle hareket eder. Skinner’a göreyse, çevresel ödüllendirmeler ve cezalandırmalar insan davranışlarını yönetir. Skinner, bu konuyla ilgili olarak şöyle demiştir: ‘’ İnsan dünya üzerinde hareket etmez, dünya insan üzerinde hareket eder.’’

Zaman ve Durum Karşısında Tutarlılık

Karakter durumdan duruma nasıl tutarlılık gösterir? Seni ‘’aynı insan’’ yapan nedir? Bundan yirmi yıl sonra, şu anki halinden geriye kalan ne olacak? Bu sorulara cevap vermek gösterildiğinden daha zordur. Basit bir örnek düşünelim; çalıştığın işte iki tane patrona sahipsin. Bu yöneticilerden birisi kadınken, diğeri erkek ve sen ikisine karşı farklı tutum sergiliyorsun. Bu durumda, karakterine göre tutarsızlık sergilemiş mi oluyorsun? Bunu psikolojik bir yaklaşımla iki türlü ele alabiliriz.
1-Yetişkinlik döneminde karşılaştığın insanların, aklındaki ebeveyn figürüne olan uygunluğuna göre

2-‘’öedipal kompleks’’ olarak da adlandırılan, karşı cinse duyduğun sahiplenme ya da atraksiyon göre.

Bu doğrultuda, sergilediğin davranışlar tutumlu sayılır. Değişikliklerin, değişken olmadığı pek fazla sorgulanan bir konu değildir. Çünkü şu an arkadaşlarınızdan daha dışa dönük bir insansanız, bundan yirmi yıl sonra da arkadaşlarınızdan daha dışa dönük bir insan olacağınız muhtemeldir. Fakat neden?

Bunun bir sebebi, size kalıtımsal olarak yerleşmiş bir huy olması olabilir. İkinci sebebi de aynı aile üyeleri, arkadaşlar, eğitim sistemi ve sosyal koşulların zaman boyunca, tutarlılık yaratacak şekilde devam etmesidir.

Deneyim, Davranış ve Kişilik Kavramındaki Beraberlik

Deneyimlerimiz; bütünleşmiş, tutarlı bir kaliteye sahiptir. Hareketlerimiz, bir kaos şeklinde değil, organize şekilde ilerler. Beyin çok fazla sayıda bilgi-işlem sistemi içerir. Eğer bilinçli deneyimlerimizi denetlersek, çoğu düşüncemizin bir anlık olduğunu görürüz. Bir fikri çok uzun bir süre aklımızda tutmak oldukça zordur. Buna rağmen, nadiren dünyayı karmaşık ve tutarsız olarak deneyimleriz. Neden? Bunun iki cevabı vardır. İlki, zihin fonksiyonumuzdaki çoklu bileşenlerin karmaşık bir sistem olmasıdır. Birbirine bağlanan parçalar ve bağlantının örnekleri, akıcı ve tutarlı davranışların meydana gelmesi için sisteme yetki verir. İkinci tip cevap ise şu şekildedir; bizler olaylar arasında şaşırtıcı farklılıklar görsek bile, bu farklılıkları tutarlı bir perspektifte yaşarız. İnsanlar, tutarlı bir bir otobiyografik hafıza inşa ederler. Bu otobiyografik hafıza, kim olduğumuzu da kavrayabilmemizi sağlayacak şekilde hazırlanır. Daha sonra kişilik kavramımız, deneyimlerimiz ve davranışlarımız arasındaki tutarı bize kanıtlar.

Farkındalığın Değişken Olma Durumu ve Bilinçsizlik Kavramı

Beynimizdeki aktiviteler bizim farkındalığımız dışında gerçekleşir. Örnek olarak bu kitabı ele alalım, siz bu kitabı okurken beyniniz bu sayfada yazılmış kelimeleri sırasıyla algılayarak anlamlı bir hale getiriyor. Ya da vücudunuza yeterli derecede oksijen giriyor mu diye kontrol etmeyi düşünmüyorsunuz. Beyin bunları kendiliğinden gerçekleştiriyor. Fakat bu fonksiyonlar, karakter psikolojisini ilgilendiren asıl konular değildir. Bilimsel araştırmacılar duyguların, motivasyonun vb. kişisel fonksiyonların farkındalık dışında gerçekleşip gerçekleşmediği ile ilgilenir. Bazı fonksiyonların bilinçsizce gerçekleşmesi, hayatımızın önemli kararlarını bilinçsizce aldığımız anlamına gelmez.

Evlilik kararı, okul seçimi, çocuk sahibi olma düşüncesi gibi hayatımızı etkileyecek fonksiyonları her zaman bilinçli bir şekilde düşünürüz. Bunun yanında, zihinsel ve ruhsal hayatımızda gerçekleşen fonksiyonların çoğunun bilinçsizce ortaya çıktığı tespit edilmiştir.

Sayfa Başı