NASIL KATILACAKSINIZ?

1 Hemen başvurunuzu yapın!
2 Eğitime katılın, başarılı olun!
3 Belgeniz adresinize gelsin.

Her tür soru, görüş ve önerileriniz için E-Destek talebinizi tarafımıza iletebilirsiniz. Teşekkürler!

MESAİ SAATLERİ;

Pts-Cu: 09:00 - 18:30
Cts: 09:00 - 16:00
Pazar günü sadece E-Destek!

Sosyoloji

Yazar: Psikolog / Perşembe, 04 Ağustos 2016 / Published in international, Makale

Sosyoloji insan sosyal yaşamının çalışmasıdır. Sosyolojinin diyalogların analizinden, dünyanın  nasıl işlediğini anlamaya çalışmaya dair teorilerin gelişmesine değişen birçok alt bölümü vardır. Bu  bölümde size sosyoloji ve önemi, çevrenizdeki dünyaya bakış açınızı nasıl değiştirebileceği ve bilim  dalına dair kısa bir tarihçe sunulacaktır.

Sosyoloji Nedir?  Sosyoloji, deneysel araştırmaların sistematik metotlarını kullanan ve eleştirel analizleri  geliştirmek için bilgiyi insanların sosyal yapısı ve faaliyetleri üzerine indirgeyen bir sosyal bilimler  dalıdır. Bazen bu bilgileri genel toplum refahı yararında kullanmak için hükümet politikaları  araştırmaları tasarlanmıştır. Araştırma aralıkları mikrodan makroya doğrudur. Mikrososyoloji  insanlarla yüz yüze etkileşimli çalışmaları, makrososyoloji ise geniş sosyal süreçler üzerinde  çalışmaları içerir.  Sosyolojinin geleneksel odağı toplumsal ilişkiler, toplumsal sınıf düzeni, toplumsal etkileşim,  kültür ve sapmadır.

Bunlara olan yaklaşımlarda nicel ve nitel araştırma teknikleri kullanılır. İnsanların  toplumsal yapıları/faaliyetleri kategorisi altında sosyoloji giderek genişlemiştir. Zamanla ekonomik  faaliyet çalışmaları, sağlık eşitsizlikleri ve hatta bilimsel bilginin oluşturulmasında toplumsal faaliyetin  rolü gibi ücra konulara da odaklanmıştır. Aynı zamanda sosyal bilim metot aralıkları da oldukça  genişlemiştir. 1970 ve 1980’lerin kültürel dönüşümü, sosyoloji kültürüne daha ılımlı yaklaşımlar  sağladı. Diğer taraftan aynı yıllarda sosyal ağ analizlerinde olduğu kadar yeni matematiksel  yaklaşımların yükselişi de görüldü.  Toplumsal dünya değişiyor; bazılarına göre büyüyor, bazılarına göre küçülüyor. Buradaki  önemli nokta, toplum zamanla değişimsiz kalmaz. Aşağıda daha detaylı olarak belirtileceği gibi  sosyoloji, önemli toplumsal değişikliklerin köklerine sahiptir. Eski uygulayıcılar toplumsal değişiklikleri  anlamak için bir girişim olarak disiplini geliştirdi. Bazı eski sosyolojik kuramcılar (ör. Marx, Weber ve  Durkheim) toplumsal ilerleme açısından huzursuzdu.

Sosyolojinin kurucularından olan C. Wright  Mills, (20. Yy.ın ortalarından önemli bir sosyolog) sosyal konularda bilinçli bir çerçeve içerisinde  kişisel sorunları belirleme yeteneğini, sosyolojik hayal gücü olarak etiketlemiştir. Mills’in önerisi:  “İnsanların ihtiyacı olan şey, dünyada ve kendi içlerinde neler olup bittiğinin anlaşılır bir özeti içinde  nedenler geliştirmesini ve bu bilgileri kullanmada onlara yardımcı olacak bir zihin kalitesidir.  Sosyolojik hayal gücü, bireylerin iç yaşamlarındaki ve dış kariyerlerindeki büyük tarihsel sahneyi  anlamayı sağlar.” Olmuştur.  Mills’in de gördüğü gibi sosyal hayal gücü bireylerin ben-merkezli dünya manzaralarından ve  kişiliklerinden dışarıya çıkmalarına yardım ederek, sorunlarla başa çıkmalarını sağlayabilir. Bireyler  sosyal hayal gücünü kullandıklarında davranış, tutum ve kültürü etkileyen olayları ve toplumsal  yapıları görmeleri mümkündür. Sosyolojik hayal gücü, sorunlara uzaktan bakan sosyolojisinin  ötesinde bir sağduyudur. Birçok insan dünyayı ve içinde yer alan olayları anladığını zanneder, fakat  sosyologlar gibi dünyayı anlamak için sistematik bir girişim yapmamışlardır. İnsanlar nedenleri  olaylara bağlayarak çevrelerinde olan biteni anlamayı sever. Bireylerin yüzyıllardır dini törenler  yaparak Tanrıları çağırmalarının nedeni budur; çünkü onlar, Tanrıların ana elementleri ve doğal  dünyayı kontrol ettiğine inanırlar (ör. Hava). Boeing 757’nin güvenli çalışması ( ve Hindu gök tanrısı  Akash Bhairab’ı yatıştırmak) için iki keçi kurban etmek, öncelikle nasıl işlediğini anlamadan doğal  dünyayı anlamak için yapılan bir girişimdir. Akıl veren sosyoloj, bilimsel metotları kullanmadan  yoplumsal dünyanın nasıl işlediğini anlama girişimidir.

Sosyologların dünyanın işleyişini anlamaya  çalışmadığını söylemek yanlış olur. Sosyal dünyayı anlama, ilerleme sürecinde ilk adımdır. Sosyologlar,  teorilerini test etmek için koltuklarından kalkıp sosyal dünyaya giriş yaparlar. Veriler toplayarak  teorilerini değerlendirirler ( tümdengelimde olduğu gibi). Sosyologlar sadece sosyal dünyanın nasıl  işlediği hakkında teoriler önermez, bilimsel metotlar kullanarak dünyanın işleyişi hakkındaki  teorilerini test ederler. Tüm insanlar gibi değerleri, inançları hatta yaptıkları araştırmalarda ne  bulabileceklerine dair önyargıları vardır. Ama iyi bilinen sosyolog Peter Berger, sosyoloğu bilimsel  olmayan araştırmalardan ayıran şeyin ne olduğu konusunda, “Sosyologlar orada ne olduğunu  görmeye çalışır. Ne bulacağına dair endişeleri veya korkuları olabilir. Ama bu endişelere ve korkulara  aldırış etmeden görmeye çalışır. İşte bu nedenle yapılan eylem, bir saf algı eylemidir.” Demiştir.  O halde sosyoloji, uyumlu bir çevrede toplumsal olguların konumunu belirleyerek (ör.  toplumsal yapı, kültür, tarih) deneysel verilerin toplanması/analiz edilmesi ile toplumsal olguları  anlamaya çalışma ile ortaya çıkan bir girişimdir.

Tarihçe; Sosyoloji nispeten yeni bir akamedik disiplindir. İlk olarak 19. Yüzyılda çağdaşlığın  zorluklarında ortaya çıkmıştır. Değişkenliğin ve teknolojik ilerlemelerin artması, insanların farklı  kültürleri ve toplumları teşhir etmesinin artması ile sonuçlanmıştır. Bu teşhirin etkisi oldukça çeşitliydi  ama bazı bireyler geleneksel ve göreneksel normları kırarak dünyanın nasıl işlediğini anlamayı  garantilediler. Sosyologlar bu değişikliklere, toplumsal grupların nasıl bir arada tutunabildiklerini  anlamaya ve toplumsal dayanışmanın bozulmaması için yeni çözümler keşfetmeye çalışarak karşılık  verdiler.

Auguste Comte ve Diğer Kurucular; Sosyoloji terimi Auguste Comte (1718-1857) tarafından 1838’de, Latince “socius” (arkadaş,  dost) ve Yunanca “logos” (bilim) kelimelerinin bir araya getirilmesi ile türetilmiştir. İlk kez Auguste Comte  tarafından kullanılan sosyoloji terimi Herbert Spencer tarafından da geniş kitlelere tanıtılmıştır. Comte  tüm bilimleri sosyoloji altında birleştirmeyi umuyordu. Ayrıca sosyolojinin toplumu ve bireylerin  faaliyetlerini doğrudan geliştirme potansiyeli olduğuna ve sosyolojinin diğer bilimleri de geliştireceğine  inanmıştır. Üç Hal Kanunu (The Law of Three Stages) adlı eserinde bir toplumu anlamayı anlatmıştır. Diğer  düşünürlerin aksine toplumun bölümler halinde geliştiğine inanmıştır. Bunlardan birincisi olan kuramsal  bölüm, toplumun dini görüşünü nereden aldığıdır. İkincisi olan metafiziki bölümde insanların toplumu  doğal olarak kavyarışının nereden geldiği yer almaktadır. Comte’nin inandığı son bölüm ise pozitivist  bölümdür. Comte bu bölümün toplumsal gelişimin zirvesi olduğuna inanmıştır. Bilimsel bölümde toplum  güvenilir bilgi ve bilimin sağladığı bu bilginin ışığında yönetilebilir. Comte’nin kanunu ve insanlık tarihi  arasındaki belirsiz bağlantılar görülebilirken, bugün Comte’nin yaklaşımı genel olarak asılsız ve çok  basitleştirilmiş olarak anlaşılır (bkz. Demografi geçiş teorisi ve ekolojik-evrimsel teori).  19. ve 20. Yüzyıllarda sosyolojinin diğer klasik kuramcıları Karl Marx, Ferdinand Toennies, Emile  Durkheim, Vilfredo Pareto ve Max Weber’dir. Sosyolojinin öncüleri olarak birçok düşünür tarih, felsefe,  din, eğitim, ekonomi, psikoloji, etik ve teoloji gibi diğer bilimlerin de eğitimini almıştır. 

Disiplinin Gelişimi;  Sosyoloji teriminin geçtiği ilk kitap 19. Yüzyılın ortalarında İngilizce filozof Herbert Spencer  tarafından yazılmıştır. Amerika Birleşik Devletleri’nde ilk sosyoloji kursu 1890’da Lawrence’taki  Kansas Üniversitesi’nde, Sosyolojinin Elementleri başlığı altında öğretilmiştir. Tam teşekküllü ilk  sosyoloji departmanı 1892’de Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Chicago Üniversitesi’nde Albion W.  Small (Amerika Sosyoloji Bülteni’nin kurucularından, 1895) tarafından kuruldu. İlk Avrupa sosyoloji  departmanı L'Année Sociologique’in (1896)kurucusu ve Bordeuax Üniversitesi’nde ve Emilie  Durkheim tarafından 1895’te kuruldu. Almanya’daki ilk sosyoloji departmanı Ludwig Maximilians  Üniversitesi’nde 1919’da Mzx Weber tarafından Münih’te 1920’de Polanya’da da Florian Znaniecki  tarafından kuruldu. İngiltere’deki ilk sosyoloji departmanı İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kuruldu.  Sosyolojide uluslararası iş birliği 1893’te Rene Worms tarafından kurulan Uluslararası Sosyoloji  Enstitüsü ile başladı. 1949’da kurulan Uluslararası Sosyologlar Derneği, bu enstitüyü gölgede bıraktı.  1905’te dünyanın en geniş sosyolog derneği Amerika Sosyoloji Derneği adı ile kuruldu. 

İlk Sosyolojik Çalışmalar;  İlk sosyolojik çalışmalar fizik ve biyoloji gibi doğa bilimlerine yakın olarak düşünülmüştür.  Sonuç olarak birçok araştırmada tartışılan, doğal bilimlerde kullanılan metodoloji, sosyal bilimlerde  de kullanıma çok uygundu. Bilimsel metotları deneycilikle uygulamak sosyolojiyi teolojiden,  felsefeden ve metafizikten ayırdı. Pozitivizmin ışığında August Comte tarafından desteklenen bu ilk  sosyolojik girişim, sosyolojik natüralizmin temelini oluşturan bir metodolojik girişimdir. Pozitivizmin  hedefi doğal bilimler gibi önceden tahmindir. Ama sosyolojide insan davranışı incelenir ki bu da  oldukça karmaşık önermeler içerecektir.  İnsan davranışlarını tahmin etmenin zor olduğu anlaşıldı. Wilhelm Dilthey ve Heinrich Rickert gibi  bilim adamları doğal dünyanın sosyal dünyadan farklı olduğunu savunmuştur. İnsanların diğer birçok  hayvan topluluklarının aksine kültüre sahip olduğu gibi (ör. Bir karıncanın veya bir kurtun davranışı  genetiğe dayanır ve nesilden nesile aktarılmaz) . Sonuç olarak sosyoloji için ek bir öneri hedef  alınmıştır. Max Weber ve Wilhelm Dilthey “verstehen”in (Alm. Anlama) içeriğini tanıttı. Verstehenin  amacı ise davranışı tahmin etmenin anlamadan daha az olmasıdır. Verstehen bir nevi insan  davranışını tahmin etmenin pozitivist girişimlerinde olduğu gibi kültürü anlamada kullanılan  sistematik metodolojilere benzerdi. Daha çok öznel süreçlere açıktı.  Sosyolojinin ve diğer sosyal bilimlerin insan davranışını tamamıyla kavramasının yetersizliği  sosyal bilimleri “soft sciences” (sosyal bilimlerin konuşma dilindeki genel tabiri) olarak  isimlendirmiştir. Olağanüstü karmaşık olan insan, sosyal hayvan olarak da görülebilir. Ama  bu aşağılayıcı bir etiket olarak da görülebilir. Birçok hayvanın insan kadar karmaşık olmasını  tamamen anlamaya bağlamak zordur. Dahası insanlar, insan topluluğu ve kültürü sürekli  değişim içindedir, bu da sosyal bilimlerin sürekli değişeceği anlamına gelir.

Sayfa Başı